Şubat 2013 Concept Dergisi

Kalın bağırsak sindirim sisteminin bir parçası olup kolon ve rektum olarak ikiye ayrılmak­tadır. ABD’de görülme sıklığı 10.000’de 46 olup, yılda yaklaşık 100.000 kolon kanseri ve 40.000 rektum kanseri tanısı konulmaktadır. Yine ABD’de yılda yaklaşık 50.000 kişi kolon ve rektum kanserine bağlı kaybedilmektedir.

Risk Faktörleri

Yaş önemli bir risk faktörü olup, 10 kolon ve rektum kanserinin 9’u 50 yaş ve üzeri karşımıza çıkmaktadır. Diyet diğer önemli bir risk faktörü olup, kırmızı etin aşırı tüketilmesi (Sığır, koyun, karaciğer), sosis benzeri işlenmiş etler, özellikle bu etlerin yüksek ısıda kızartılması ve ızgarası olumsuz etkilere sahiptir. Buna karşın, sebze, meyve ve kepekli tahılların tüke­tilmesi ise kolon ve rektum kanseri bakımından olumlu etkilere sahiptir. Obezite son derece önemli bir sağlık sorunu olup kolon ve rektum kanserine yakalanma riskini arttırmaktadır. Bunların dışında; alkol ve sigara tüketimi, tip 2 diyabet hasta­lığı, ailede kolon ve rektum kanseri hikayesi olması, inflamatuar bağırsak hastalıkları (Crohn ve Ülseratif kolit) ve genetik sendromlar (FAP ve HNPCC) önemli risk faktörleridir. Kolon ve rektum kanserlerinin %65-85’i rastlantısal, -30 ailesel, %5-7 genetik geçişlidir.

Hastaların Şikayetleri

Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik (diyare (ishal), konstipasyon (kabızlık), büyük abdest yapma hissi ama yapamama), gaita kalibrasyonunda incelme ve rektal kanama hastaların önemli şikayetleridir. Ayrıca kilo kaybı, halsizlik, iştahsızlık, karında şişkinlik hastaların diğer önemli başvuru şikayetlerindendir.

Tanı Yöntemleri

Tam kan sayımı, büyük abdestte kan araştırılması, ultrasonografi, tomografi, Baryumlu kolon grafisi ve kolonoskopidir. Tarama yöntemleri

Kolon ve rektum kanseri olan hastaların şikayetlerine bakıldığında bu şikayetler pek çok hastalıkta karşımıza çıkabilecek çok spesifik olmayan şikayetlerdir. Bu yüzden kolon ve rektum kanserinde erken teşhis için en önemlisi, zamanında tara­ma programlarını uygulamaktır. Kolon ve rektum kanserlerinde tarama programına 50 yaşında başlanır ve yılda bir kez Gaitada gizli kan, 5 yılda bir rektosigmoidoskopi ve 10 yılda bir kolonoskopi uygulanmalıdır. Yukarıdaki şikayetlere sahip hastalar yaşları ne olursa olsun hekime başvurmalıdır.

Tedavi

Kalın bağırsak kanserlerinin tedavisi multidisipliner bir yaklaşımı gerektirmektedir. Hastalığın tanısı patolojik olarak ko­nulduktan sonraki aşama, hastalığın ameliyat öncesi derecesinin özellikle radyolojik yöntemlerle belirlenmesidir. Uygun bir cerrahi tedavi, yani sağlam doku sınırları ile birlikte bölgesel lenf nodlarının çıkarılması, kolon ve rektum kanserlerinin tedavisindeki en önemli basamaktır. Çıkarılan spesmenin detaylı patolojik analizi sonrası yandaş tedaviler yani kemotera- pi ve/veya radyoterapi kullanılmaktadır. Bazı durumlarda (özellikle rektum alt kısmına yerleşim gösteren kanserlerde) bu tedaviler ameliyattan önce uygulanır.

Cerrahi tedavi yaklaşımlarında son yıllarda önemli gelişmeler olmuştur. Laparoskopik cerrahide kullanılan video-endosko- pik sistemleri, el aletleri, elektrokoter sistemleri ve stapler teknolojisindeki ilerlemeler laparoskopik kalın bağırsak ameliyat­ları gibi ileri laparoskopik yöntemlerin artışına neden olmuştur. Laparoskopik kalın bağırsak ameliyatlarının onkolojik nihai sonuçları, açık cerrahiye göre daha aşağı değildir. Fransa’da yapılan bir çalışmada 2006-2008 yılları arasında 84.524 hastaya kolon ve rektum kanseri nedeniyle cerrahi uygulanmış ve bu ameliyatların %26’sı laparoskopik yöntemle yapıl­mıştır. Cerrahi işlemin laparoskopik olarak tamamlanması sonrasında, hastalarda sadece küçük kesiler bulunmakta, yara enfeksiyonu gibi ameliyat sonrası komplikasyonlar açık cerrahiye oranla çok düşük ortaya çıkmaktadır. Laparoskopik kalın bağırsak ameliyatı geçiren hastaların ameliyat sonrası ağrıları daha az olmakta, hastanede kalış süreleri daha kısa olup, hastalar daha erken işe dönmektedirler. Tüm bu iyileşme süreçlerinin hastalarda daha iyi olması, özellikle ameliyat sonrası radyoterapi ve kemoterapi alacak hastalarda daha fazla önem arz etmektedir. Sonuç olarak kalın bağırsak (kolon ve rek­tum) kanserlerinde ileri laparoskopik tecrübeye sahip cerrahlar tarafından uygulanacak olan laparoskopik kalın bağırsak ameliyatlarının açık ameliyatlara göre daha iyi sonuçları bulunmaktadır.